E-GAZETE

HERŞEY HAYATA DAİR İZLERDİ

26 Mayıs 2010, 22:11
Vasıf AKSOY
Sabahın erken saatleri…İlk telaşım yolda….Bu yolda ilk acemiliğim….Başım dönüyor yolun sık kıvrımlarından.Biri bitti derken diğeri başlıyor.Ulaşmamam için yol uzadıkça uzuyor adeta.Ama her yer gibi sonunda varıyorum son durağa.Sasona…Dışarıdan bakılınca küçük şirince bir yer.Beton evlerden sonra ilk defa tanışıyorum taş evlerle.Taşların rengi ilçeye mistik bir hava veriyor.Renk(ahenk) ağaçların   arasında yarım yamalak görünen kahverengi yapılar büyülüyor beni.Merkezden dağların heybeti ürkütüyor birden…
       Çalışacağım okula doğru yol alıyorum sonra.Rüzgar sonbaharın yapraklarıyla oynaşıyor.Her kare olağan dışı geliyor.Sonbaharı ilk defa iliklerime kadar hissediyorum.Yaprak hışırtılarının sesini, Bethoveen’nın melodilerine katkısını hatırlıyorum ve şaşırmıyorum.Doğanın sesi her yerde…çığlık çığlığa….Arabanın egzozu karışıyor nehrin sesine.Patika yolları ve nehir kenarını taçlandıran turuncu ağaçlar… Bu ne güzel bir armoni!
       İşte sonunda okula varıyorum.İlçeyi karşıma almış izliyorken  küçük yüzler selamlıyor beni.Merhaba diye...’Merhaba’ diyorum büyük yüreklere.Biraz ilerleyince bir yürek daha ve dahası…
Hoş geldim. Hayat saf bakışlarınızda ne güzel…
       Ağır ağır ilerliyorum yağmur sularının oluşturduğu küçük su birikintilerinde. Çok zevkli oluyor ardımda bıraktığım izler. Gölcüklerden kurtulan damlalar paçamda dans ediyor.Gocunmuyorum.Zor olacak sizden kurtulmak önemi yok.Daha çok ıslanacağım sizinle.Sizde bana hoş geldiniz.
 
* * *
 
Sınıfa tam girecekken bu defa çatıdan sızan bir damlacık kafamda balyoz etkisi yaratıyor. İleriki zamanlarda ona da yakalanmamak için çok yarışacağım biliyorum ve gülümsüyorum. Dersliklerin yetersizliğinden dolayı pansiyonun arkasına inşa edilen prefabrikler metropollerdeki gecekondulara benziyor. Onlar kadar küçük,acemice ve sıcak.Tek fark sanırım tek gecede kondurulmadıkları.Küçük pencereden dağlar kartpostallardan kurtulmuş gibi.Bu defaki daha yakın,ürkmüyorum.Gülümsüyorum küçük ışıltılarla birlikte.
      Sınıf alabildiğine sessiz.Kendimi tanıtırken duvarda yankılanıp yanı başımda bitiveriyor sesim.Lafı uzatmadan onları da tanımak istediğimi söyleyerek bu durumdan bir süreliğine de olsa kurtuluyorum.Çoğu utana sıkıla anlatıyor kendini.Küçük masum bir serzenişte bulunarak ‘lütfen biraz gürültü yapın diyorum’…Gülüyorlar….Gülüşüyoruz.Hayat umutlu gülüşlerinizde asılı.Ne güzel…
 
            Dersten sonra bata çıka çamurlara kantine ulaşıyorum. Şaşkınlığımı gören bir meslektaşım ilk dersimin nasıl geçtiğini soruyor.İlginç diyorum.Çok sessiz geçti.Büyük şehirlerin kalabalık sınıflarıyla kıyaslıyoruz öğrencileri iki çay arası.Elle çalınan ilk(el) zil sesi çocukluğumu hatırlatıyor.Isınıyorum…ve derse giriyoruz tekrar.Bu defa çok daha tuhaf bir karşılama bekliyor beni.Sınıfın içindeki ilk girişimde fark etmediğim tümseğe takılıyorum. Düşecek gibi oluyorum neyse ki buluşmuyorum yerle.Ona da alışmam gerekecek biliyorum.Kapıya yaklaşınca kapının menteşesiyle paralel ilerleyen beton tümseği görünce ayağımı kaldırıyorum.Bir yere tırmanır gibi.Alıştım bile sanırım,artık takılmıyorum…
        Her şey gibi alışıyorum bu koşullara da.Yılın ilk karı yağıyor.İçimiz kıpır kıpır…Gökyüzünden ayrılan beyaz kristal parçalar düşüyor sıcak yüzlerimize.Dudağımın kenarına ilişenler anında eriyor ve hemen sindiriyorum.Hayat kar tenlerinizde çok güzel…
         Kış varlığını hissettiriyor iyiden iyiye.Kış coşuyor…Yağmur sonrası hızını alamayan damlalar dolu olarak iniyor bu defa prefabriklerin cılız çatısına.Sesimle yarışıyorlar.Bastırmaya çalışırken bu gürültüyü yoruluyorum.O kazanıyor.Hayat,dolu bakışlarınızla çok güzel…
    Günler soğuk geçiyor bir süre.Derken ilkbahar yokluyor yüreklerimizi.Doğa yeniden uyanmış.Her yer yemyeşil.Çok büyüleyici buluyorum.Çünkü tanık olduğum ilk-bahar burada.Yaşadığım şehirde baharı hiç bu kadar yakından karşılamamıştım doğrusu.Papatyaları da görmeyeli bir hayli zaman olmuş.Yetenekli eller öğretmenleri tanrıçalaştırmaya ne kadar da hevesli.İşte ilk tacımı alıyorum.Bir dizi papatyanın birleşimi saçlarımla tanışıyor.Taktığım taçla geziyorum bahçede bir süre öptürerek rüzgarı eteklerimden…Dört mevsimi sizinle sürmek ne güzel…
 
       Güzel, kır yüzlü,dağ kekiği kokan çocuklarım... Pandora kutusuna sakladığım gizlerim .Size ulaşmak,size dokunmak,hayata dokunmak….Her şey size dair,hayata…ve ben hayatı sizinle seviyorum.
Hayatı sizin kirli,çatlak ellerinizde ve çamurlu çizmelerinizde seviyorum.

Tiroj

Bu makale 299 kez okundu
Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...

Sasonun Teknoloji Dünyası

Dizaynda Tek dizayn adresi