|
07 Şubat 2012 Salı
DİNİN İSTİSMARI - 1
Cotkar72 cotkar77@gmail.com
“Din insanların afyonudur.” Karl Marks
İlkel topluluklardan günümüze kitleleri peşinden sürükleyen en önemli olgu dindir. Hiçbir olgu, din kadar geniş insan kitlelerini peşinden sürükleyememiştir. İnsanlar sosyal hayatları için gösteremedikleri başkaldırıyı söz konusu din olunca çekinmeden dinin gereklerini yerine getirmenin vermiş olduğu maneviyatla hemen harekete geçmiştir. Bu nedenle din olgusu iktidarı ellerinde bulunduranlar tarafından sık sık kullanılmıştır. Çünkü din çatısı altında toplanan insanlar, sorgusuzca din adamlarının veya önderlerinin nutuklarıyla, söz konusu olaylara düşünmeden katılmışlardır.
Tarihte bu durumun bir çok örneği vardır. M.S.305’ten sonra doruğa çıkan Hıristiyanlık – Eski Roma Dini taraftarları arasında çekişmeler , 305 – 306 yılları arasında en şiddetli çatışmalara sahne olmuş. Hıristiyanlığı Roma İmparatorluğunun resmi din olarak kabul ettiren 1. Theodosius’un Roma’daki Vesta Tapınağı ’nda Roma’nın kuruluşundan bu yana yanan kutsal ateşi söndürmesiyle birlikte paganist inanç sindirilmeye başlanarak yavaş yavaş tarih sahnesinden silinmiştir. Hıristiyanlığın yayıldığı bu dönemlerde paganistler katledilmiş ve tapınakları yerle bir edilmiştir. Romalıların iktidar hırsı, Hıristiyanlığın Katolik ve Ortodoks mezheplerine ayrılmasına yol açmıştır. İslam tarihinde Hz. Muhammed’in ölümü ile başlayan iktidar mücadeleleri Hz. Ali zamanında ayrılıklara neden olmuş ve islamiyet’te ilk mezhepler ortaya çıkmıştır. Ortaçağda papalığında etkisiyle Anadolu ve Ortadoğu’ya birçok haçlı seferleri yapılmış, binlerce insan ölürken Anadolu ve Ortadoğu şehirleri de harabeye dönmüştür. Yavuz Sultan Selim zamanında doğuya yapılan sefer sonrasında Anadolu’da Safevileri destekledikleri için zındıklık veya mülhidlikle suçlanan şii mezhebinden binlerce insan katledilmiştir. Osmanlı Devleti, “devlet, din içindir” anlayışından ziyade “din, devlet içindir” anlayışını yıllarca başarılı bir şekilde uygulamıştır. Batıda Hıristiyanları kazanmak adına hoşgörülü bir politika izlerken; doğuda dini farklılıkları kullanarak iktidarını sağlamlaştırmaya çalışmıştır. 19.yüzyılın ortalarında doğu ve güneydoğu Anadolu’da din adamlarının vermiş olduğu fetvalarla binlerce Süryani ve Yezidi katledilmiş ve yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. I.Dünya Savaşı sırasında yine binlerce ermeni katledilmiş ve yurtlarından sürülmüştür.
20.yüzyılın ortalarında soğuk savaş ile birlikte Ronald Reagan, SSCB’yi “Kötülük İmparatorluğu” olarak nitelerken, Ayetullah Humeyni de ABD’yi “Büyük Şeytan” olarak nitelemiştir. Buradan çıkan ilk sonuç, Şeytan’ın yurdu olan cehennemin herkes için aynı yerde olmadığıydı. İkinci olarak bu şekilde şeytan’a da politik bir rol atfediliyordu. Tarih boyunca din istismarının en hassas olduğu konulardan biri de dinin çıkmaza girdiği anlarda şeytanın hemen devreye girmesidir. Gerald Messadie göre ise “Şeytana inanmak şeytancadır”.
Osmanlı Devletinde 31 Mart vakası ile halk keskin iki kutuba ayrılmış ve bugün bile bu kutupların çatışması sağ-sol şeklinde devam etmektedir. Bu durum Cumhuriyet döneminde de ortaya çıkacak din eksenli olaylara zemin hazırlamıştır. Maraş olayları, Sivas Madımak olayı ve Gazi Olaylarında onlarca insan yaşamını yitirmiş ve toplumsal huzur anlamını kaybetmiştir.
Bu yazıda din olgusuna bağlı olarak tarih sürecinde meydana gelen olaylara kısaca değindik. Bir dahaki yazıda din istismarının nedenleri ve Sason’daki etkilerine değineceğiz.
![]() Bu makale 235 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
![]()
|